benden parçalar...

16/3/2009

papatya

bir demet papatya elimde ... bekliyordum seni
ellerim doluydu papatyalar ve gelme umudunla...
sonra susuz kalan papatyalar
ve sensiz kalan ben  ...
yavaş yavaş büktük boynumuzu
hangimizin canı daha çok yanıyordu bilmiyorum
hangimizink acısı daha büyüktü
susuzluktan ölen papatyalar mı yoksa sensizlikten solan ben mi
her gelen otobüsten sen iniyordun
ve her bankta ben oturuyordum
bir ayrılık şarkısı mesel dudaklarımda
kimin canı daha çok yanıyordu
cevap versenize papatyalar sizin mi benim mi ?
gelmedi işte
solduk papatyalarla onlar çöpe gitti ..
ben dağıldım tuz gibi sanki papatyalarla birlikte yüreğimi atmıştım çöpe
hiç birşeye değilde papatyalara üzüldüm
hadi beni sevmedin bnm suçum o
peki papatyaların suçu ne ? yazık oldu papatyalara yazık ...
seni ben değil papatyalar affetsin...

27/2/2009

22 yıl sonra hayatı yeniden yaşamak

22 yaşımdayım...
22 yaşına kadar hayat yapbozum darmadağın ama bütün parçaları tamdı..
taa ki darmadağın olan hayatımı toparlamaya karar verene kadar..
tüm parçaları bir araya getirdiğimde anladım ki ;
meğer bir parçam eksikmiş hep .
tam şurası işte kalbimin olduğu parça.
nasıl yaşadım bunca sene bir yanım eksik ...
yada belki hiç yaşamadım yaşadığımı zannettim ...
bunca yıl bunca zaman...
bana yeniden vuslat şiirleri yazdıran kadın..
22 yıl sonra hayatı yeniden yaşamak istiyorum..
hiç bir parçası eksik olmadan
benim eksik olan parçam olurmusun...
yarım olan kayıp yarım olurmusun...

25/2/2009

ruhuna lanet....

yanlızlık.... gözlerimden akan yaşlar yerinde...
yüreğim bi-mecal gözlerim bi-takat ağlamaktan...
ve kocaman sevdan balon gibi sönüyor gözlerimin önünde ...
bir bir yırtıyorum hatıraları...
gittiğinde yanan canım lanetler okuyor şimdi ruhuna fatiha yerine...
şimdi anılarda kalan  güzel günler için feryatlar ...
özlemedim değil.. özledim ...
nelerden vazgeçtiğimi görebilseydin keşke...
neleri bıraktığımı neleri öldürdüğümü içimde sırf senin için...
gitme diyemedim sana ... çünkü gitmen gerekiyordu...
kalmanı istiyordum ama .... gitmen gerekiyordu...
çünkü sen aklıma her geldiğinde ...
ustaca yazılmış bir ihanet sahnesi beliriyordu gözlerimin önünde...
yazan ve oynayan sen...
hiç farketmeyecek sandığın ....
ama seven farkediyor işte ...
neden ne gereği vardı .... gözlerimi bu kadar yaşlı koymanın ...
bu dağların ve denizlerin dahi arkasından ağladığı sevdayı bitirmenin..
bu mektup son nokta... aşkımıza ve hayatıma...
artık üç noktalı şiirler yok
bütün yazılarım noktayla bitiyor başkasının bitirmesine gerek kalmayan cümleler kuruyorum
çünkü yanlızlığa mahkumum...
artık canımı acıtmıyor ihanetin ...
ruhuna lanet okuyorum ...
fatiha değil...
lanet okuyorum fatiha değil...

23/2/2009

ALAMADIĞIM KIRMIZI GÜLLER...

gördüğüm düşler içinde en güzeli ...
gelişi güzel kurulmuş cümleler gibi sadakatsiz ve sahibini her an yaralama ihtimali olan..
çırılçıplak soyunup tüm ayrılıklardan  sana geldim
yada gelmek istedim...
tuttuğun ellerin sahibi benden daha mı fazla seviyor seni ...
yürüdüğüm kaldırımlar ... kordon konak alsancak şahit olsun ki ...
hiç kimseyle gezemedim  kordonda arkanda kalan izlerin üzerine basmadan...
hep seni sordum çiçek satan fal bakan  ve bilumum çerez satan şahıslara ...
görmedik dediler...
üzüldüm ... alamadığım her gül için ...
sevmenin acı telaşı gibi acele acele yürüdüm yollarda ..
yeniden inmek istedim seninle ...
cevapsız kalan her mektup  kanımla yazılan aşk nameleri
ve göz yaşlarımla bulanmış mektup zarfları şahit olsun ki ...
gözlerinde yaşamayı unuttuğum güzel ... SENİ SEVİYORUM

22/2/2009

yoruldum ...
gözlerim yandı ellerimde kalan yanlızlık ... tek zenginliğim...
parmaklarımın arasından usulca kayıp giden zaman...
tutamıyorum... ellerimde kalan bir  kaç damla anı ...
silinmemiş masalarda unuttuğumuz sevdamız ...

20/2/2009

ŞİŞEDE BALIK

arkadan bir klarnet sesi...
önümde biraz beyaz peynir biras ton balığı ve kavun
elimde rakı kadehi...
masaları kirli bir kenar mahalle meyhanesinde demleniyorum inceden..
kılarnet çalıyor...  rakı tükeniyor...
ben tükeniyorum...
şişede balık olmuşum durmuyor işte meret şişede durduğu gibi...
gözlerimde beliriyor hayaller ... ulan diyorum kendi kendi kendime ...
kafan güzel olunca  uyumadan rüya görüyorsun... ağzınla içi ulan şu mereti diyorum.. ağzınla iç...
bulanık hayaller bir bir berraklaşıyor bulanık sular gibi...
karşımda hayalin duruyor...  bakıyorum bakıyorum ... hayalin bile güzel diyorum hayali bile güzel ...
içimde öldürdüğüm anılarım depreşiyor şimdi gözlerimde yanıyor avuçlarım...
kusmak istiyorum ... ulan diyorum şu rakı iyi güzel de birde kokusu olmasa ulan anason...
tut diyorum ellerimi bırakma hiç  ...karşıma oturuyorsun ... ne işin var diyorum burda
burası sana göre değil ...  içmeye geldim diyorsun...
şerefe ulan diyorum şerefine o zaman sensizliğin...
ee diyorum anlat nasılsın görüşmeyeli...  iyiyim diyorsun... gördüğün gibi işte
hey garson bi büyük çek  bitti bu ne iş lan  çalıyor musun içinden...
yok abi içiyosun işte sabahtan beri...
başka diyorum başka
sahi diyosun sahi sen neden bu kadar içiyosun ...
senin yüzünden diyorum neden gittin ...
giden sendin diyosun giden sendin...
hatırlıyorum... giden bendim ... ulan diyorum kendime madem gittin neden bu kadar hüzün...
garsoon ton balığı getir...
gitmek istemedim diyorum ... mecburdum diyorum ... aklıma geliyor... 
zenginlik hayallerim ulan diyorum zenginlik te neymiş sen olmadıktan sonra...
peki mutlumusun diyorum evet diyosun ...
allah mesut  etsin diyorum...
-şşt hemşerim uyan kapatıyoruz diyo meyhaneci ...
ulan meret durmuyor işte şişede...  yıllar sonra seni görüyorum hayallerimde rakı şişelerinde... meğer ne özlemişim...
SEVİYORUM ULAN DİYORUM SEVİYORUM ...

19/2/2009

hayat filmim...

sen...
tüm hayallerimin başrolündeki kadın...
bir türlü açılamadığım ve sevgimden bihaber dolaşan seyyah...
sessizliklerim ... çığlıklarım... göz yaşlarım...
sen.  hayallerimin kraliçesi...
hayat filmimin türkan şorayı...
gözyaşımdaki tuz... dilimdeki hece...
sen.. hayatımın anlamı ...
ellerimde tutamadığım zaman gibi .. kayıp giden su..
yağmur altında eriyen gururum...
ve sen hayatımda ki final sahnem...
sen mutlu sonla bitmeyen hikayem ...
sen hayallerimin kadını
sana biriktirdiğim bütün yanlızlıklar o kadar ağır yük ki omuzlarımda taşımak imkansız...
bir bir kayıp gidiyor omuzlarımdan...
sen sonum sonsuzluğum..
tüm hayat hikayem  ve benliğim..
sen .. güzelim sen
hayatımda kurabildiğim en güzel cümle ...
yorgunluğum ... yorulmuşluğum ve sen hayat filmimin türkan şorayı ...
seni seviyorum....


18/2/2009

yarın çok geç olabilir...


hayatta neler  kaybettik ...
şöle bi başını çevirip baksana. nelerden ders almamlıyız ....
sesimin çıkmadığını zamanlar...
bağırdığım ama sesimi kimseye duyuramadığım zamanlar....
imdaat diye haykırdığım zamanlar...
gözlerin.... gözlerine baktığım zamanlar..
yokluğunda senin için akıttığım göz yaşlarım ...
hep kulağına doyasıya söylemek istediğim  SENİ SEVİYORUM  cümlesi ...
hep si bir bir bir bogazıma diziliiyor yutkunamıyorum ...
yutkunamadığım günahlarımsın şimdi
acaba canımı daha ne kadar yakacaksın ....
yutkunamıyorum... seni unutamıyorum 
SENİ özlüyorum ... bir kez gördüğüm gözlerini bir kez tuttuğum ellerini  ve sıcacık tenini özlüyorum...
sonsuza dek ...seni seviyorum...
hiç bir şey  senin kadar canımı yakmadı ve hiç bit şeyin canımı yakmasını bu kadar istemedim ...
hayatlarımızın nasıl sona erdiğine baksana...
yarın çok geç olabilir seni seviyorum demek için...
SENİ SEVİYORUM....

17/2/2009

gitmek istemiyorum

hiç bir yere gitmek istemiyorum..
yüreğinden başka...
tek sığınağım gözlerimden akan yaşlarla ıslanmamak için..
ağlamak istiyor gözlerim
ama nedendir bilmiyorum tutuyorum kendimi
bir ıçkırık düğümleniyor boğazıma ne yutkunabiliyorum nede atabiliyorum.
bunları yazarken bir yanda sigaram yanıyor diğer yanda teyipten güzel bir aşk müziği çalıyor...
hafif hafif yudumluyorum sigaramı bazen viski bazen bira bazende rakı niyetine...
gözlerim dolu dolu oluyor..
elimde bir resim beraber çekildiğimiz...
yüreğim yanıyor gözlerim ağlıyor...
şarkılar yazmak geliyor içimden ...
şuracıktasın.. elimi uzatsam dokunacağım ama dokunamıyorum sadece ağlayabiliyorum...
ellerim kaleme yapışmış gibi..
inceden bir ayrılık şarkısı tınısı kulaklarımda uğultu gibi çınlıyor..
oysa ben hep içinde vuslat olan hayaller kurmuştum..
içinde sen ve ben vardık ...
neden kavuşamadık gittin..
ve seni gördüm uzaktan hayran hayran izledim...
elindeki cep telefonu yüzündeki gülümseme hep aynıydın işte...
sen aşık olduğum kadın seni çok özledim ...
pervasızca etrafı süzüyordun varlığımın farkında bile değildin...
ama ben seni hayran hayran sevgimden hiç bir şey eksilmeden izliyordum...
ellerim yanıyordu alevler içinde...
gözlerim gözlerine şarkımızı söylüyordu dediğin gibi dudaklarım hiç kıpırdamıyordu sadece gözlerim...
neden sonra farkıma vardın sonunda...
yüzündeki gülümseme...
o gülümseme için hayatımı bile verirdim...
ama buruktu biraz...
anlamıştım
unut beni der gibi bakıyordun hatta unuttum seni diyordun
ama unutmamıştın gülümseyişinden anlamıştım bunu...
gözlüklerin yoktu gözünde çok değiştirmişti seni...
az daha tanıyamıyordum seni çok güzel olmuştun peri masallarındaki peri padişahlarının peri kızları gibi...
o tek parça elbise sana çok yakışmıştı...
mor üzerinde beyaz çizgiler vardı...
beyaz çizgiler içinde kayboluyordum...
derken o geldi parmağındaki yüzüğün sahibi ....
sonrasını hatırlamıyorum...
mutluluklar dilerim sonsuz aşkım mutluluklar...
seni hiç unutmadım unutmayacağım....

16/2/2009

eski yara...

ne  dünlerimden kopabildim ne seni unutabildim...
gözlerim yandı bazen hasretinden...
her tuttuğum el sanki senin elindi ...
o kadar canım yandı ki onca yalan sevdadan... ne lokman hekim merhem olabildi yarama ne doktor...
ellerim ellerinden yoksun gözlerimin özlemiş gözlerinin yeşilini ...
arkandan döktüğüm tüm gözyaşları ah oldu bir bir arkandan ...
deşeledim yaramı ..
canımı çok yakan ama hiç kapanmasını istemediğim bir yaramdın...
canım yandıkça seni unutmuyordum...
geri dönmek istedim ...
gitmeden söylemek istediklerimi sana söylemek ...
ne dudaklarım konusabildi ne  ne gözlerim
iki damla göz yaşıydı.. bütün yaşadıklarımın özeti...
ve iki damla göz yaşıydı yaramın merhemi...

« Önceki —